Shoppıng ( Alışveriş )Turizmi ve Dünya Ekonomisine Etkileri

Dünya Turizm sektörü gün geçtikçe kabuk değiştirmektedir. Bu kabuk değişikliği; kişilerin farklı seyahat gerekçelerine ayak uydurmakta çok zorlanıyor. Geçmişte sadece turizm amaçlı yapılan seyahatler, yerini çok farklı sebeplerden dolayı sıklıkla bir ülkeden bir başka ülkeye veya bir şehirden bir diğerine seyahat etmeye bıraktı. Son 50 yıldır turizm sektöründeki hızlı tırmanış ve kültürler arasındaki etkileşimin doruğa ulaşması, turizm sektörünü dünyanın açık ara en hızlı büyüyen sektörü haline getirdi. Farklı ülkeler; Avrupa ve Kuzey Amerika kıtası gibi çok önceden keşfedilen kıtaların yerini özellikle demir perdenin kalkmasından dolayı, rekabet koşulları ve bakirliği diğer geleneksel kıtaların önüne geçmeye başladı. Uluslar arası seviyede seyahat eden kişilerin sayısı, 277 Milyon olan 1980 yılındaki rakamını 1995 yılında 528 Milyona, 2012 yılı sonunda 1 Milyar`a, 2013 yılı sonunda da 1.3 Milyar kişiye ulaştı. Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, her yıl %3.3 seviyesinde bir büyüme oranı ile 2030 yılında 1.8 Milyar turist farklı amaçlar uğuruna seyahat edecek. Bu vesile ile dünya üzerinde 2013 yılında Çinliler 129 Milyar USD ile en fazla para harcayan toplum olarak karşımıza çıktı. 2.sırada Amerikalılar 86 Milyar USD, Almanlar 85 Milyar, İngilizler 53 Milyar ve yine 53 Milyar USD ile Rus Federasyonunu temsil eden kişiler 5. Sıraya yerleşti. Bu doğrultuda;  küçük bir istatistik verecek olursam, para harcayan ülkeler sınıfında Çinliler ve İngilizler % 25 barajını aşarak bu alanda önemsenecek bir açılım da yaptılar.. Bu aşamada dünyada en fazla turist çeken ülkelerin de Fransa ve Amerika olduğunu da unutmamak lazım. Özellikle Fransa; her geçen yıl daha döviz rezervlerini turizm sektöründen kazanıyor. Peki; nerelerden para kazanıyor bu ülkeler, konaklama, yiyecek ve içecek , lokal ulaşım, eğlence,tarihi ve ören yerleri ( kültür ) ve tabii ki bu hafta konu başlığımız olan alışveriş turzimi başrol oynuyor. .

ALIŞVERİŞ TURİZMİ

Hepimiz ister Kıbrıs içinden farklı alışveriş maksatları ile, ister Türkiye`ye giyim kuşam maksadı ile olsun, dünya piyasasında büyük bir dinamizmin olduğunu unutmayalım. Hepimiz günlük iş hayatımızın getirdiği disiplin ve öncelikle kendimize ve çevremize olan saygımızdan dolayı nerde ise bir giydiğimizi ertesi yıl giymek istemiyoruz. Tabii ki ister istemez, çocukluğuna dönüyor insan. Her ne kadar da anne ve babalarımız kadar zorluk çekmesek de, bayramlarda alınan gömleklerin genellikle beyaz renkli olduğunu hatırlamakta zorluk çekmiyorum. Sebebi ise, açılacak olan okul zamanına hazırlık amaçlı olması idi. Yine de kesinlikle ne istersek alınan, ferah içinde geçirilen bir çocukluk idi bizimkisi. Bugünün koşullarında bir yerde bir hata mı var? ; orası kesin ama bugünün şartları ile o zamanlarınkilerini de kıyasladığımız zaman, çok önemli farklı beklentilerin günümüz hayatını derinden değiştirdiğini de biliyoruz.

Ben bu işin neresindeyim diye sorarsanız, alışveriş, özellikle kendime yakışanı almak ve giymek, en büyük zevklerimden biri olduğunu açıkça ifade edebilirim. Akademik literatür olarak, farklı tüketici modelleri arasında hangi kategoriye giriyorum diye sorarsanız ( lüks arayışı ve kendinden söz ettirmeyi seven segmenti mi temsil ediyorum, direk bazı markalara  sadık olan segmente ait miyim ? Para ile kalite ölçümü yapan segment bana daha iyi uyar ?, Parama göre en uygununu almam lazım ( kalitesiz bile olsa çok fark etmez yeterki ucuz olsun ) diyen kategori mi ).?

Bu kategoriler içinde rahatça, parama göre aldığım kalitenin de aynı oranda uyuşması gerektiğine inananlardanım. Başta , ucuzu aramam ama en lüks segmente de ait olmadığımı genelde tarzıma yakışan  belli markalar üzerine de yoğunlaştığımı açıkça ifade edebilirim. Yani bir takım elbise almak için bir AVM`nin tümünü dolaşmam; 2 bilemdiniz 3 sürekli alışveriş yaptığım mağazaya girer, en fazla kendime yakıştırdığımı alır ve çıkarım. Genellikle erkek müşteri ve kadınlar arasındaki fark burada başlıyor.

 

SEYAHAT ETMEDE ALIŞVERİŞ OLGUSU

Seyahat etme isteğinin belirleyici sebebi veya odak noktası alışveriş olgusu baş faktör olabiliyor. Hatta en önemli motivasyon unsuru haline de gelebiliyor. Genellikle turistler; heyecan verici fırsatları yakalamak uğuruna alışverişe de çıkabiliyor. Bunu aslında önemli bir fırsat haline dönüştürmeye çalışan farklı destinasyon ve pazarlar da  var. Aslında çok eneteresan bir şekilde, alışveriş dürtüsünün bir turizm hareketi olabileceği olgusu en erken 1991 yılında jansen Verbeke ( Tourism Management ; Research Policies -Practice Vol 12 (1991)No,1-pp9-14 tarafından turizm literatürüne sokulmuş. Yani çok daha yeni anlayacağınız. Bu makalede; herhangi bir alışveriş ortamının, nasıl, nerede ve ne zaman turist çekim alanı olabileceği üzerine tezler geliştirilmiş. Ancak kolaylıkla ifade edebiliriz ki, sınırları çizilmeye çalışılmış, turizm çekim alanı olan bir yer, aslında alışveriş cenneti olmayabilir. Sıradan bir kasaba, kendi öz kimliğini, karakteristik özelliklerini, dokusunu kaybetmemiş bir alan da pekâlâ bir alışveriş alanına dönüştürülebilir. 2004 yılında Moscardo (Journal of Vacation Marketing 10-pp294-307) geleneksel olarak turist tüketimini  belirli eşya ve servis üzerine olurken ( otel, restoran, kültür ve eğlence merkezleri ) genellikle modern turistler ise daha fazla satın alma gücünün bir yansıması olarak moda,el işleri ve sanatsal içeriği ve paha değeri yüksek eşyaların alımına odaklanmış durumda olduğunu savunmuş. Anlaşılacağı üzere, alışveriş turizmi üzerine farklı açıklamalar gündemdeki yerini korumuş.

Bireylerin alışveriş dürtüsü,  kişiler tatilde iken farklılıklar gösterebiliyor. Evden uzak olmak, bizlerin seyahat alışkanlıkları üzerinde değişiklik yapabiliyor. Harcamaların çoğaldığı, kişisel eşyaların ve alışveriş odağının farklı alanlara kaydığı; özde sıradan hayatımızda evden dışarıya pek çıkmadığımız Pazar günleri ve akşamlarının tercih edildiği bir algı geliştiriliyor. Daha da fazlası, turist ve yerli tüketici üzerine yapılan araştırmalarda, genellikle aynı alışveriş merkezinde olan bu iki farklı modelden yabancı turistin daha fazla alışveriş yaptığı ve geleneksel ürünlerin daha fazla tercih edildiği gözlemlendi. Bu farklı yaklaşımların ışığında, alışveriş turizmi olarak gelişen olgunun aslında genellikle çağdaş bir turizm hareketine dönüşen, satın alma ve alışveriş ihtiyaçlarını yaşadıkları çevreden uzak yapan kişilerin oluşturduğu bir seyahat şekli olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz. Buna gerekçe olarak “yaşadığımız çevreden uzakta, değişiklik olsun diye, fiyat koşullarının daha uygun olduğu faktörler” bu hareket için en önemli unsurlar. Burada bilmemiz gereken bir şey var, çağdaş tüketim toplumlarında tüketilen sadece bir ürün değil, aynı şekilde yer alan ve komple bir turizm destinasyonu da olabiliyor. Başarıyı yakalayan ülkeler, mutlak zincirde gelen turisti sağladıkları imkânlar ile yeniden aynı ülke ve alışveriş ortamına çekebilen ülkeler baş faktör olabiliyor. Amerikan Seyahat ve Turizm Endüstrileri ofisinin verilerine göre Asyalılar %90 oranında alışverişi seyahat etme nedenlerinin baş faktörü olarak belirlerken; Batı Avrupalı turistler bu mukayesede % 85 oranında kalıyor. Bu aşamada belirtmekte fayda görüyorum, sezonluk hareketeler ve zamanlamalar, alışveriş olgusunda mutlak değişiklik yaratıyor. Buradaki en önemli faktörler; eğlenceli bir ortamda, sosyalleşerek, keyifle ve özellikli ürünlerde mutlak kalite ve fiyat avantajı sağlayan ülkeler veya yerler üst sıralara yerleşiyor. Yapılan araştırmalar, marka giysi tekstil, ayakkabı teknolojik ürünler başta olmak üzere modern shoppers ( alışveriş yapan kişi ) anlamında daha fazla ön plana çıkıyor. Dünyada başı çeken ülkeler ise, New York, Londra, Barcelona, Paris, Milano, Venedik ve Ortadoğu ülkelerinin gittikçe yıldızı parlayan ülkesi Türkiye ve İSTANBUL. Tabii ki 1996 yılından beri yapılmakta olan Dubai Alışveriş Festivali, Hong Kong ve Malezya’daki Alışveriş Festivallerine Şubat, Temmuz ve Ağustos aylarında tüm dünyadan alışveriş amaçlı turistiler bu ülkelere akın ediyor. Son yıllarda Uzakdoğu Hindistan’da yapılan alışverişler de ciddi bir ivme kazanmaya başladı.

ALIŞVERİŞ SEKTÖRÜNDE GELECEK NASIL ŞEKİLLENECEK

Sanırım tüm dünyada revaçta, trend olan alışveriş konseptleri farklı bir açılım ile karşımıza çıkıyor. Hem konaklanabilen rezidanslar, hem de tüm lüks markaların aynı anda sunulduğu alışveriş merkezleri le birleşen kompleks ve yatırımlar ön plana çıkacak. Düşünsenize, gidip herhangi bir ülkenin residansında hem konaklayabiliyor, hem de sunduğu imkanlar ile, eğlence yerleri , sinemanıza gidip, farklı dünya mutfaklarının lezzetine varıp, zaman ve ulaşım derdi olmadan aynı ortamda alışverişin sınırlarını zorluyorsunuz. Bu arada hatırlatmakta fayda var, eğer çocuğunuz ile seyahat diyorsanız, çocuğunuza tam gün bakabilen, çocuğunuza kaliteli vakit ve eğlence olanakları sunan yerler hızla önemini artırıyor. Dileğim, böylesine güzel rezidansların bir gün Girne , Lefkoşa ve Magosa ve Güzelyurt`da  olması. Turizm sektörü yalnız otellerden ibaret değil, farklı bir alan olan, alışveriş turizmi gittikçe yükselen, gruplar halinde de yapılabilen bir alternatif turizm modeli olarak da karşımızı çıkmaktadır. Diyeceksiniz ki, insanlarımız gidip Güneyden sırf daha ucuz ve kaliteli diye alışveriş yaparken, bu yatırımlar, alışveriş merkezleri (AVM) çalışır mı ? Evet, düzgün, kaliteli ve ucuz fiyatlar ile, devletin fonlarda, gümrük vergilerindeki sağlayacağı kolaylıklar ile çalışır. Hele 75-80 bin üniversite öğrencisi olan 300 Bin kişilik bir toplumda mutlaka böylesine yatırımlar ciddi bir ekonomik dinamizm ve değer katar. Turizm dolu günler Ülkemizin olsun.

692
Okunma