Kıbrıslı gezgin anneden seyahat tavsiyeleri!

"Seyahat ederken rahat olmaya çalışın ve çocuklarınızın hızına uygun programlar hazırlayın."

Arzu GÜNDÜZLER/TURİZMKIBRIS

Gezgin röportajlarında bu hafta konuğumuz çocukları ve eşiyle dünyayı karış karış gezen gezgin anne Değer Berkin Kasap...Gezelim Güzelleşelim bloğunda dikkat çeken yazılarıyla tanınan Değer hanım  2 çocuğu ve eşi ile birlikte her fırsatta seyahat ediyor.Biz de Değer hanıma çocuklarla seyahat etmek üzerine sorular sorduk. Bakalım pek çoğumuzun gözünü korkutan çocuklarla seyahat etmek nasıl oluyor? Okuyalım, görelim :)

Öncelikle sizi ve ailenizi tanıyalım. Kısaca bahseder misiniz?

1981 yılında Kıbrıs adasının bence en güzel şehri olan Girne’de doğdum. Üniversite yıllarımı İsviçre’nin Lugano ve İtalya’nın Floransa şehirlerinde geçirdim.  İletişim ve Görsel Sanatlar mezunuyum. 2006 yılından beridir Kıbrıs’tayım ve basın görevlisi olarak KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda çalışmaktayım. 2009 yılından beri evliyim ve 8 yaşında Miran adında bir oğlum ve 5 yaşında Mila adında kızım var.  Eşim Levent ile en önemli ortak özelliğimiz seyahat aşkımız. En sevdiğim yol arkadaşım Levent ile birlikte tüm dünyayı keşfetmek; çocuklarımızla birlikte, onlardan önce gittiğimiz yerler de dahil olmak üzere yeni yerleri, onların gözüyle deneyimlemek için içimizde hiç tükenmeyen bir arzu var. 2016 yılından beri, birlikte gezdiğimiz şehirlerde deneyimlediklerimizi paylaştığım bir gezi bloğum var.  Bu blog sayesinde hem gezi notlarımı ve deneyimlerimi arşivliyorum, hem de seyahat tutkunlarını yeni yerler konusunda teşvik edip onlara ilham vermeye çalışıyorum. 

Nasıl başladı seyahat etme arzusu? Ne zamandır geziyorsunuz?

Küçükken babamın işi gereği pek çok ülkeye gezilerimiz oluyordu.  Ancak iş gezileri olduğu için çok fazla yeni yerleri keşfedemiyorduk tabii. Ama yine de bu gezileri hep iple çekerdim.  Evde ise, abimin dünya atlasından ülkeleri incelemek ve ülkelerin ve şehirlerin haritadaki konumlarını, hatta başkentlerini öğrenmek gibi bir oyun yaratmıştım kendime. Yerlerini öğrendiğim şehir ve ülkeleri büyüdüğümde bir bir gezmeyi o zamandan aklıma koymuştum. En büyük hayalim olmuştu.  Farklı kültürlerdeki insanların yaşantılarına ayrı bir ilgi duymam çocukluk yıllarımda başlamıştı.  Farklı bir ülkeden sınıfımıza yeni biri geldiğinde hemen arkadaşlık kuruyordum.  Yeni kültürlere ve farklı yaşantılara karşı duyduğum merak, büyüdükçe ve farklı coğrafyaları keşfettikçe daha da artmaya devam ediyor. 

Ne sıklıkta seyahat edersiniz?

 Ekonomik imkanların seyahat konusunda belirleyici rol oynadığını kabul ediyorum.  Ancak seyahat tutkunlarının bütçelerini öyle veya böyle, bir şekilde ayarlayıp kendilerini farklı ülkelere attıkları da bir gerçek.  İşte biz de onlardanız. Her yıl yaklaşık olarak en az 4-5 yeni şehre ve 3-4 yeni ülkeye mutlaka gidiyoruz.  Daha çok bayram tatilleri gibi tatillere seyahatlerimizi denk getirmeye çalışıyoruz. Ben yıllık izinlerimi çocukların okul tatillerine göre ayarlamaya çalışıyorum ve çocuklarla birlikte yaptığımız seyahatlerimizi bu şekilde gerçekleştirebiliyoruz.  Levent ise, seyahatlerimizin hayatımızdaki önceliğini bildiği için kendi işinin patronu olmasına rağmen işine ara vermekten sıkıntı duymuyor. Yılda bir veya bazen iki kere Levent ile ikimiz, diğer seyahatlerimizi de çocuklarımızla hep beraber yapıyoruz.   Genellikle son yıllarda her üç ayda bir seyahat tutkumuz iyice kabarınca kendimizi yeni yerlerde buluyoruz. 

Kaç ülke gezdiniz şu ana kadar?  En rahat ettiğiniz ve en zorlandığınız yerler nerelerdi?

Kendim için konuşmak gerekirse, şu ana kadar 42 ülke gezdim. Küçükken oynadığımız Super Mario’da bonusları toplarken duyulan heyecan gibi benim için gezdiğim ülkeleri saymak.  Evimin duvarında yolculuk sonrası gittiğim yerleri işaretlediğim köpük pano üstüne astığım bir dünya haritam var.  Üzerindeki raptiyelerin sayısı arttıkça yeni ülkeleri görmek için duyduğum istek daha da çoğalıyor doğrusu. Haritada daha görülecek ve gezilecek çok boş yer oldukça bu arzu hep devam edecek gibi görünüyor. 

Gezdiğimiz ülkeler arasında çocuklarla birlikte gidip en rahat ettiğimiz yer olarak sanırım Bali adasını ve Filipinler’i sayabilirim. Afrika kıtası için ise yine çocuklu olarak gittiğimiz Güney Afrika bizde iz bırakan bir ülke oldu. 

Asya ülkelerinin yeri bizde zaten apayrıdır.  Güneydoğu Asya özellikle, bizim için minimal yaşama, sabretmenin erdemine ve küçük şeylerle mutlu olmayı başaranlara duyduğumuz büyük hayranlığı ifade ediyor. 

Bali adası, Endonezya’nın Hinduizm dininin tek yaygın olduğu ada olarak kültürel açıdan inanılmaz zenginlik sunuyor.  Değişik dini festivalleri olan, doğanın güzelliklerini kendisinden esirgemediği mistik bir yer olarak hem romantik bir kaçamak yapmak isteyenlere, hem de çocuklarla birlikte hoş vakit geçirmek isteyenlere kesinlikle hitap ediyor. Benim gibi dini ibadet yerlerini gezmekten zevk alanlar için de Bali bir cennet çünkü her evin – ya da her mahallenin – kendine ait bir tapınağı var. Bali’ye tapınaklar adası denmesine bu nedenle şaşırmamak lazım.

Filipinler ise henüz Bali kadar popüler bir turizm bölgesi olmadığı için daha bakir ve daha fazla çeşitlilik bulabileceğiniz, bence dünyanın en güler yüzlü halkının yaşadığı muhteşem adalar ülkesi. Ülkenin başkenti Manila’yı es geçerek Cebu, Mactan Adası, Bohol ve El Nido’ya gitmenizi tavsiye ediyorum.  Tarihi nedeniyle başta İspanyollar olmak üzere pek çok farklı medeniyetin izlerini taşıyan Filipinler’de nefes kesen sahiller ve lagunlar gidenlerin aklını hemen çeliveriyor. 

Her iki Güneydoğu Asya ülkesi için de yemekleri konusunda Asya yemeklerini sevenlerdenseniz hiç hayal kırıklığına uğramayacağınıza garanti verebilirim.  

Afrika kıtasında ise, Güney Afrika’nın Cape Town şehrini en rahat ettiğimiz ülke olarak gösterebilirim.  “Rainbow nation (gökkuşağı milleti)” olarak anılan güler yüzlü halkın misafirperverliğine ve Güney Afrika’nın ten renginden dolayı yaşadığı ayrımcılık mücadelesine yakından tanık olabilirsiniz. Doğanın güzelliklerinin tadını sonuna kadar çıkarabilir, iki okyanusun birleştiği noktaya ulaşabilir ve en az çocuklar kadar bizi de etkileyen Afrika penguenleriyle tanışıp onlarla doğal ortamlarında yüzme imkanını elde edebilirsiniz. Afrika kıtasının her yöresinden yemek kültürünü en güzel şekilde sergileyen restoranlarında hem güzel yemeklerin tadına bakıp hem de sergilenen Afrika dans ve müzik şovlarına hayran kalabilirsiniz.  

En zorlandığımız yerler için Mısır ve Myanmar’ı sıralayabilirim. Her ikisine de çocuksuz gitmiştik.  Her iki ülke de deneyimli seyahatçilerin ziyaret etmesi gereken ülkeler bence.  Bunu söylerken olumsuz anlamda algılanmasını istemem. Myanmar ile başlamak gerekirse, hem Levent için hem de benim için apayrı izler bırakan bir ülke olarak anılarımızda duruyor. Bizi en çok etkileyen yanı, yeniden dünyaya geleceklerine olan inançlarından dolayı şimdiki hayatlarında yoksulluk içinde yaşamalarına rağmen bir sonraki hayatları için inanılmaz maddi değeri olan içinde çok değerli taşları barındıran tapınaklar inşa etmeleridir.  Benim için zorlayıcı olan kısmı hijyen sınırlarımı zorlamamdan kaynaklanıyor.  11. yüzyıldan kalma 2000’den fazla tapınağıyla ünlü Bagan’da yalınayak o tapınak senin bu tapınak benim dolaşırken veya Mawlamyine (Moulmein)’den Yangon’a yaptığımız klimasız, bol sinekli 11 saatlik gece treni yolculuğu kesinlikle konfor alanımızın oldukça dışında deneyimlerdi.  

Kahire seyahatimiz de yine hijyen kurallarımı aşmama neden olmakla beraber, bugüne dek gördüğümüz en kaotik şehir unvanını almıştır.  Kahire’de eski Mısır medeniyetinin izinden gitmek inanılmaz bir deneyim olmakla beraber şehirdeki kaos, gürültü, trafik, korna sesleri, şehri yorgan gibi örten sis dumanı, boyasız tuğlalardan yapılmış binlerce apartman, yerlerde atıl durumdaki çöpler karşısında üzerimize bin ton tuğla düşmüş gibi enkaz altında hissetmiştik.  Ancak her iki ülkenin de üzerimizdeki etkisi Kıbrıs’a döndükten sonra arttı. Her iki ülkede de oradayken kapılamadığımız bir çeşit büyüye döndükten sonra deneyimlerimizi düşündükçe kapıldık.  

Çocuklar  dünyaya geldikten sonra seyahatlerinizde neler değişti?

Çocuklar hayatımıza girdikten sonra seyahat etme alışkanlığımızdan vazgeçmedik.  Onlarla birlikte, önceden gittiğimiz ülkeleri yeniden onların gözüyle keşfetmek de inanılmaz bir şey. Günlük hayatın sıradanlığına, yaşanan sıkıntılara en iyi ilaç gibi geliyor seyahat etmek.  Seyahatlerimiz sırasında aile olarak daha kaliteli vakit geçirirken birbirimizi daha iyi tanıyor, evin sunduğu konfordan uzak zorluklarla başa çıkmayı öğreniyoruz.  Zaman zaman çocukları Kıbrıs’ta bırakıp özellikle yukarıda bahsettiğim Myanmar ve Mısır gibi konfor alanımızdan bizi bayağı çıkaran ülkelere gezilerimizi çift olarak gerçekleştiriyoruz.  Bu nedenle seyahatlerimizde çocuklar aramıza katıldıktan sonra pek bir değişiklik olmadı diyebilirim.  

Seyahate çıkarken çocuklar için nasıl bir planlama yapıyorsunuz?

Seyahat etmeden önceki planlama işi en keyif veren kısım benim için aslında. Özellikle çocuklarla olan seyahatlerimizde buna ayrı bir özen gösteriyorum.  Çocuklara uygun yiyecek seçenekleri sunan restoranlardan, onların ilgisini çekebilecek müzelere, oyun parklarına ve diğer yerlere kadar her gün için şehir içi ulaşımlarını da kapsayan detaylı bir program çıkarıyorum. 

Çocuklarla birlikte nisanda gittiğimiz Viyana seyahatimizde ilk defa plansız ve detaylı günlük program çıkarmadan gitmeyi denememiz bizim için büyük başarısızlık olmuştu. Çocuklarımız da biz de plansızlık içinde fena halde yorulmuş ve gergin olmuştuk. Bu nedenle bu hataya bir daha düşmemek de bu gezimizden öğrendiğimiz bir ders olmuştur bizim için.  Genellikle uzun uçak yolculukları için onlara ses çıkarmayan ve küçük parçalara ayrılmayan yeni oyuncaklar alıyor, bunları paketleyip uçakta açmaları için çantalarına koyuyorum.  Uçuşlarımızı genellikle gece uçuşları olarak satın alıyoruz.  Böylelikle hem çocuklar uçakta uyuyor, hem de bilet fiyatları daha uyguna geliyor.  Otel olarak da çocuklarla gittiğimiz seyahatlerde daha yıldızlı ve kaliteli yerlerde konaklamaya çalışıyoruz. Apartoteller özellikle çocuklu aileler için bence ideal. 

Çocuklarla gezmek daha fazla eşya demek. Seyahate çıkarken yanınıza neler alıyorsunuz? Hafif seyahat için annelere vereceğiniz  tavsiyeler neler?

Özellikle eşim Levent’in en önemli seyahat felsefesi “hafif seyahat”. Bu nedenle minimal bavullarımız oluyor genelde.  Zaten genellikle ucuz havayolları ile seyahat ettiğimiz için iki kabin bavulu ile seyahat edip, bavullar için ekstra ücret ödememeye çalışıyoruz.  Bir bavulu kızımla ben paylaşırken, diğerini eşimle oğlum paylaşıyor.  Çocuklar için her güne ekstra bir yedek kıyafet hesabı yaparak kıyafet sayısını belirliyorum.  Eksildiğimiz zaman otelin yıkama servisine kıyafetleri verme seçeneği olduğunu, apartotelde isek çamaşır makinesinin bulunduğunu göz önünde bulundurarak çok abartılı sayıda kıyafet götürmeyiz. İklim şartları kıyafet konusunda büyük rol oynuyor.  Uçaklar genellikle serin olduğu için gideceğimiz ülke sıcak olsa bile kapalı ayakkabılar giyip üzerimize kalın üstler mutlaka alıyoruz.  Özellikle Güneydoğu Asya ülkelerinde yanımıza çocuk arabası almıyoruz.  Çünkü bu ülkelerde şehir içi ulaşımda araç ve şoför kiralayıp istediğimiz yerlere öyle gidiyoruz. Çocuklar da genellikle gündüz uykusuna ihtiyaç duyduklarında yolda arabada uyuyabiliyorlar. 

 

Bu seyahatlerin onlar üzerinde sizce ne gibi etkisi oldu?

 Seyahat etmek benim için eğitim demektir.  Okulda dört duvar arası öğrenilen şeyleri deneyimleyerek ve yaşayarak görmek çok daha etkili bir yöntem. Farklılıkları tolere etmeyi öğrenmek, farklı ortamlarda bulunmanın zorluklarına katlanabilmek ve farklı kültürlerin farklı geleneklerini öğrenmek çocuklara kazandırdığımız en önemli özellikler.  Yabancılarla çekinmeden konuşabilmek, farklı ülke çocukları ile arkadaşlık kurabilmek de çocuklarımıza seyahatlerimizin kattığı en önemli noktalardan. Cape Town’da bulunan beyaz olmayanların yaşadığı “township”lerden biri olan Langa’da bir ilkokulu ziyaret etme şansımız olmuştu.  Oradaki şartları gözlemleyen çocuklarımızda bu deneyim, yaşadıkları hayatın değerini hatırlamaları konusunda oldukça etkili olmuştu. 

 

Ailelere önerdiğiniz rotalar nereler?

İlk defa seyahat edecek olan çocuklu aileler için Avrupa kıtasında kuzey ülkelerini tavsiye ederim. Stockholm ve Kopenhag bence çocuklu seyahatler için özellikle yaz tatilinde en iyi seçenekler arasında. Daha deneyimli seyahatçiler için ise Asya’da Japonya ve Bali; Afrika’da ise Cape Town önerebileceğim rotalar. 

Çocuklu ailelere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Çocuklar hayatımıza girdikten sonra pek çok şey değişiyor.  Pek çok konuda hayatımıza kısıtlamalar geliyor ve çocuklar hayatımızın merkezi halini alıyor.  Yaptığımız her şeyi, onlar için severek yapıyoruz.  Seyahat etmekten keyif alanlardansanız ama “çocuklarımız küçük zaten hatırlamayacaklar, büyüsünler öyle gezeriz” şeklinde düşünüyorsanız bence bu düşüncenizi yeniden gözden geçirmelisiniz.  Çünkü seyahat ederken aslında onlarla kaliteli zaman geçiriyor, evde günlük hayatın verdiği sorumluluklar altında vakit bulamayıp konuşamadıklarını konuşarak, birlikte yeni yerler keşfediyorsunuz.  Zorlukları olduğu kesin ama gezerken çocuklar her zaman daha mutludurlar.  Aileler gerginse bu çocuklara da yansıyor.  O nedenle seyahat ederken rahat olmaya çalışın ve çocuklarınızın hızına uygun programlar hazırlayın.  Zaman zaman kaybolacağınızı, çocuklar arası çıkacak kavgalarda arabulucu olacağınızı, mutlaka planlarınızda ters gidecek bir şeylerle karşılaşacağınızı aklınızdan çıkarmayın.  Yaşadığınız her olumsuz anda, o anın ileride gülerek anlatacağınız anılara dönüşeceğini düşünün ve seyahatler planlamaktan asla vazgeçmeyin. 

Bir arkadaşımın bana anlattığı kurbağa hikâyesini çok severim. Kuyuda yaşayan kurbağaya sormuşlar: “Gökyüzü ne kadar büyük?” Kurbağa yanıtlamış: “Kuyunun ağzı kadar.” 

Ne mutlu seyahat edenlere ki, her yeni keşfedilen ülkeden sonra gökyüzümüz daha genişliyor…

7.0b
Okunma