Kıbrıslı bir gezginden hayat kurtaran seyahat tavsiyeleri!

Kıbrıslı bir seyahat tutkunuyla keyif dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

Turizm Kıbrıs/ Arzu GÜNDÜZLER

Gezgin Röportajlarında bu hafta 33 ülke, 139 şehir gezen İpek Akol ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Çevresi tarafından sevilen, renkli kişiliği ile dikkat çeken İpek, Turizm Kıbrıs okuyucuları için seyahatlerini kolaylaştıracak altın niteliğinde tavsiyelerde bulundu.

İşte size okudukça içinizi kıpırdatacak,yola çıkma arzusunu tetikleyecek bir röportaj;

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Güzel Kıbrıs’ımızın Mağusa şehrinde dünyaya geldim. Oldukça güler yüzlü, sempatik, mütevazi kişiliğimle tanınan ve arkadaşları tarafından sevilen bir kişiyim. Piyano çalmak, spor yapmak, kitap okumak, kedilerim ve çiçeklerimle ilgilenmek son derece keyif aldığım rutinlerimdir. İşletme bölümü mezunuyum ve özel bir Üniversite’de çalışmaktayım. Kuzey Kıbrıs’ta Avrupa Birliği’nin sunduğu ilk Erasmus bursunu kazananlardan olup, bir yıl Danimarka’daki Aarhus Üniversitesin’de eğitim gördüm. Hemen ardından bir yıl Belçika’daki Hasselt Üniversitesine devam ettim. Dolu dolu geçen bu süreçten sonra Amerika’ya gitim ve Ohio eyaletindeki Columbus şehrinde altı ay yaşadım. Tüm bunlar yaşamımda tecrübe ve güzel birer deneyim oldu. Çocukluk yıllarımdan bu yana ailem ile birlikte farklı ülkelerde tatil yapma alışkanlığımı, öğrencilik yıllarımda  yurtdışında tanıştığım yabancı arkadaşlarımla da bugüne kadar devam ettirdim. Seyahat etmek, yeni yerler keşfetmek, farklı ülkelerin kültürünü yakından görmek ve geleneksel yemeklerini tatmak en büyük tutkumdur.

Seyahat sizin için nedir? Yeni yerler görme fikri nasıl ortaya çıktı?

Annem ve babamın seyahat etme tutkusundan dolayıdır ki küçük yaşımdan bu yana, benim için de seyahat bir keyiftir, bir vazgeçilmezdir, insanın kendini yenilemesi ve geliştirmesidir. Türkiye dışında ilk yurtdışı deneyimim henüz 8 yaşımdayken Amerika’ya olmuştu. Florida’daki Universal Stüdyolarına ve Disneyland’a annem, babam, abim ile birlikte bir tatil gerçekleştirmiştik. Bu tatilimizden sonra ise, 10 yaşımdayken yine ailece Uzakdoğu’ya, Malezya, Tayland, Vietnam ve Singapur’a gitmiştik. Daha sonra 13 yaşımdayken yine ve yeniden Amerika’ya gittiğimiz tatilimizde bu kez Los Angeles’deki Disneyland, Hollywood ve Universal Stüdyoları, San Francisco ve ayrıca Las Vegas vardı. O zamanlardan bu yana yeni yerler görme serüvenim bu şekilde başladı.

Hayatımda ne kadar farklı ülke görürsem benim için o kadar tecrübe ve artı demektir. Dünyayı dolaşırken yeni insanlar ve kültürler ile tanışmak, hayata katabileceğimiz en kıymetli anılarımızdır. Seyahat etmek, yeni coğrafyaları ve yaşamları keşfetmek kocaman bir kitap misali... Keşke bu kitabı bitirebilmek için insan ömrü yeterli olabilse...

İlk yurtdışına çıktığınızda ne hissettiniz? Nasıl bir tecrübeydi?

Büyük bir mutluluk ve heyecan hissettim. Tıpkı bir rüya gibiydi, anlatılmaz yaşanır... Henüz o yaşlardayken, en ünlü çizgi film kahramanlarını, o dönemin ünlü film karakterlerini, filmlerin çekildiği yerleri orjinal yerinde görmek ve set sırlarını öğrenmek, müthiş bir teknoloji ile bunları birebir canlı yaşamak,  son derece etkileyici ve heyecan vericiydi. ABD’deki Disneyland, Hollywood ve Universal Stüdyolarını gezmek, o yaştaki her kula nasip olmuyor. Tüm bunların heyecan ve etkisini hala dün gibi yaşıyor gibiyim.

Bugüne kadar kaç ülke gezdiniz?

33 ülke, 139

şehir gezdim. İlk aklıma gelenler; Kanada, ABD (Doğu ve Batı kıyısı ile Kuzey ve Güney’deki birçok eyalet)... Karayip adalarında bulunan; Bahamalar, Dominika, Saint Vincent ve Grenadinler, Barbados, Sint Maarten, Martinik, Saint Thomas... Uzakdoğu’da; Malezya, Tayland, Vietnam, Singapur... Avrupa’da; Norveç, İsveç, Danimarka, Lüksemburg, Fransa, Monako, Vatikan, İtalya, İspanya, İngiltere, İsviçre, Hollanda, Belçika, Avusturya, Almanya, Çekya, Macaristan, Slovakya... Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri.

Sizi en çok etkileyen ülke neresi oldu?

Bu soruya birçok yeri sayarak cevap vereceğim çünkü aklıma birden fazla ülke geliyor. Avrupa kıtası beni fazla etkilemiyor. KKTC birçok Avrupa ülkesinden çok daha güzeldir. Fakat, üzülerek yazmak durumundayım, çevre kirliliğimiz ve alt yapımızın her geçen gün kötüye gidişi tüm bu güzellikleri yok ediyor. 

Doğaya ve yeşile aşık bir insan olarak, ABD, Doğu Karayipler ve Uzakdoğu ülkeleri beni daha çok etkiledi. ABD’nin havası, güneşi, doğası, insanların biribirlerine olan saygısı, kibarlığı ve güler yüzlülüğü, özellikle de çevre düzeni, her gidişimde beni daha çok etkiliyor. Amerika sadece gökdelenlerden ibaret değildir. Yukarıda da yazdığım gibi, yemyeşil ormanları, bolca akarsuları, güneşi, havası ve doğası kelimelerle anlatılmaz. Bu yüzden gezilerimde daha çok Amerika’yı tercih ediyorum. 50 eyaletten 23 eyaletin birçok şehrini gezdim, ve hatta etkilendiğim bazı şehirleri bir kaç kez tekrardan gezme şansım oldu. 

Beni etkileyen diğer yerler ise Doğu Karayip ülkeleri oldu. Dominika’daki yeşili ve tonu, gezip gördüğüm diğer ülkelerden çok farklıydı. O kadar bir yeşildi ki, ağaç gövdeleri ve toprak görünmüyordu. Yağmur ormanlarını anımsatan, aktif volkan dağlarının arasından akan şelalaler gerçekten muhteşemdi. Özellikle Trafalgar şelaleleri beni çok etkiledi. Diğer bir yandan Bahamalar’da vatozlar ve birçok deniz canlısı ile birlikte şnorkel yapmak benim için büyük bir heyecan ve zevkti. Barbados’da ise deniz kaplumbağaları ile yüzmek ayrı bir keyifti. 

Beni etkileyen bir diğer yer ise, ABD Tennessee Memphis şehrinde bulunan Elvis Presley’in  Graceland’daki malikanesi oldu. Müzeye dönüştürülen arazisindeki araba, uçak, kostüm ve kişisel eşyalarının ve mezarının bulunduğu yer gerçekten çok etkileyiciydi. Arizona eyaleti sınırındaki 1.600 metre yüksekliği, 466 km uzunluğu ile dünyanın en büyük kanyonu olan Büyük Kanyon’u görmek muhteşemdi. Chicago’daki 2011 yılında geçici gösterime koydukları 8 metre uzunluğundaki Marilyn Monroe heykeli, o kadar bir görkemli ve gerçek gibi tasarlanmıştı ki tesirinde kalmamak mümkün değildi. Kanada’da ki Niagara şelalesi ise muhteşem bir doğa harikasıydı. Washington’daki Snoqualmie şelalesi de beni etkileyen diğer yerlerden biri olmuştu. Son olarak, tüm zamanların en iyi filmi gösterilen ve beni de çokça etkileyen, “The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli)” filiminin çekildiği yer olan Ohio Mansfield şehrindeki hapishaneyi birebir görmek beni derinden etkilemişti. 

 

Seyahatleriniz için bütçe planlaması yapıyor musunuz?

Evet yapıyorum. Sıklıkla seyahat ettiğimden dolayı, gezilerimde konaklama süresini ve konaklayacağım yerlerin organizesini önceden planladığım için, giderimin de ne kadar olacağını biliyorum. Aslında biraz da tecrübe meselesi bu. İnsan gezdikçe ve daha çok yer gördükçe bir o kadar daha çok tecrübe sahibi oluyor. Bu nedenle, nerede ne kadar harcama yapacağımı tahmin edebiliyorum. Bu arada, seyahatteyken yeme, içme gibi önemli unsurlarda kısıtlama yapmayı hiç sevmiyorum. Keza, konaklayacağım hotellerin de hijyen ve konforlu olmasına çok özen gösteriyorum.

Seyahate karar verdikten sonra nasıl bir hazırlık süreci başlıyor?

Öncelikle gitmek istediğim ve aklımda olan ülkelerin bir listesi var. O yıl gidilecek yerlere karar verdikten ve tarihi belirledikten sonra  Hotwire, Priceline, Kayak, Travelzoo, Skyscanner, Booking, Expedia, sitelerinden uçak biletlerini ve hotelleri araştırıyorum. Genelde ayarlama ve kıyaslama yaparken bu siteleri tercih ediyorum. Tripadvisor sitesinden yorumlara bakıyorum. Herhangi bir tura katılmayı veya turizm acentesi ile bir ayarlama yapmayı tercih etmiyorum. Her şeyi ayarladıktan sonra ise gideceğim şehirleri detaylıca internetten araştırıyorum. Görülmesi gereken önemli yerleri gitmeden önce tesbit ediyorum ve bunların bir listesini çıkarıyorum. Gidince de sırasıyla listemdeki tüm yerleri geziyorum. Tüm bunlarla birlikte, öncesinde o bölgelerin hava durmunu da kontrol ettiğim için  valizime ona göre kıyafetler koyuyorum.

Güvenlik için ne gibi önlemler alırsınız?

Yolculuk öncesi hiçbir şekilde olumsuz bir olayı aklıma getirmiyorum, ama, tabii ki de aldığım bir takım önlemlerim oluyor. Aslında bu önlemler gideceğim ülkeye göre değişiyor. Bazı ülkeler güvenilirdir, bazılarında ise suç ve hırsızlık oranı daha yüksektir. Aldığım önlemlerden birkaçı şöyle; 

Seyahat öncesi pasaportumun önemli sayfalarını, kimlik kartımı ve buna benzer önemli evrakların fotokopilerini hazırlıyorum. Bu fotokopileri birkaç değişik yerlerde bulundurup, orjinal olanlarını ise kesinlikle yanımda taşımıyorum. Buna rağmen, yine de, pasaportumun çalınma ya da kaybolması durumunda, hızlıca erişebilmek için gideceğim ülkenin  konsolosluk çağrı merkezi numaralarını önceden araştırıp fotokopilerime ekliyorum.

Seyahatlerimde değerli eşya götürmemeye özen gösteriyorum. Önemli evraklarımı ise hotelin güvenlik kasasına kilitliyorum.

Seyahatte fotoğraf çekimi için kullandığım elektronik cihazların çalınma riskini de göz önünde bulundurarak, benim için önemli olan fotoğrafları günün sonunda yedekliyorum. 

Bir sonraki yolculuk nereye?

Bir sonraki yolculuk benim için ilginç ve bir o kadar da enteresan olacak. Fakat, neresi olduğu bende kalsın, çünkü gitmeden ve tatilimi gerçekleştirmeden önce bahsetmeyi hiç sevmiyorum.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Seyahat etmek, farklı ülkeler görmek insanın vizyonunu genişletir. Gezerken en önemli nokta bilinçli gezmektir. Sırf fotoğraf çekmek veya sosyal medyada paylaşım yapmak için değil de, kendimiz için gezmeliyiz. Gezerken de gittiğimiz yerlerle ilgili bilgi sahibi olmalı ve kendimize birşeyler katmalıyız. Herkes bütçesine uygun bir yurtdışı seyahati planlayabilir. Seyahat etmeyi gereksiz bir para harcaması olarak düşünmemeliyiz. Bence, seyahat etmek ayrı bir kültürdür ve ne kadar çok yer gezip görürsek, ufkumuz da o kadar geniş olur. Unutmayalım ki, para harcayarak bizi zengin yapacak tek şey seyahat etmektir. “Matthew Karsten”ın da dediği gibi; “Seyahat için yaptığın yatırım, kendin için yaptığın en iyi yatırımdır.”

İpek Akol'u instagramdan takip etmek için: ipek_akol

 

 

1.7b
Okunma