Kapadokya'da kış güneşi

Aslında Kapadokya'yı bu kez karlar altında görmek istiyordum ama kar yeni erimişti ve kayaların ardından sımsıcak güneş parlıyordu. Kış güneşinin Kapadokya'ya bu kadar yakışacağını düşünmemiştim. Pers dilinde 'Güzel Atlar Diyarı' anlamına gelen Kapadokya, doğanın ince ince işlediği vadileri, yüzyıllar öncesinden kalma yer altı şehirleri, üzüm bağları, mistik hikâyeleriyle bana tekrar tekrar gelme hissini yaşatan birkaç yerden biri. Şimdi gelin 48 saatte bu büyülü coğrafyada neler yaptık, neler keşfettik birlikte bakalım.

Kapadaokya'ya gelmeden önce!

Kapadokya planı yapmaya başlar başlamaz hava durumu sizin için en önemli konulardan biri olsun. Eğer balon turuna katılacaksanız, yarım gününüzü buna ayırmanız gerektiğini unutmayın. Ayrıca hava nedeniyle uçuşların olmama ihtimalini de göz önüne alın. Kapadokya balonları gün doğumunda havalanıyor ve havalanmalarına sadece sivil havacılık izin veriyor. Bu nedenle kış aylarında balon uçuşlarının iptal olma olasılığı fazla. Ancak Kapadokya'da balon turuna alternatif çok güzel aktivitler de var.
 

Kapadokyada kış güneşi



Nasıl gidilir?

 

Kapadokya'ya  gitmek için Nevşehir Havalimanı'nı kullanabilirsiniz. Biz bu kez Kayseri Havalimanı'nı tercih ettik. Zaman zaman fiyatlar daha uygun olabiliyor burada. Ürgüp'e uzaklık açısından sadece 20 dakika kaybettiriyor. Vaktiniz varsa Kayseri'ye gelmişken Kayseri mantısı yemeden dönmeyin. Hatta tren yolcuğu seviyorsanız Kayseri'nden hızlı trenle Ürgüp'e gitmek de güzel bir alternatif olabilir.
 

Kapadokyada kış güneşi


 

 

Kapadokya'da nerede konaklasak?

Kapadokya'ya gitmek için pek çok neden var ve bunlardan bir tanesi de Kapadokya'daki mağara oteller ve taş odalar. Biz geçtiğimiz yaz ayında açılmış, 1853 tarihli gerçek bir konak olan Seraphim Cave Cappadocia'da konakladık. Mustafapaşa'daki otel, Kültür Bakanlığı tarafından korumaya alınmış. Gerçekten bir mağaranın içinde ama özenle tasarlanmış ve göz kamaştıran lüks bir otel odasında uyuduğunuzu düşünsenize... 
 

Kapadokyada kış güneşi




Otel daha içeri girmeden sizi tarihi aslanlı kapıyla karşılıyor. Kapının üzerindeki kitabede Rumca; “Ey insanoğlu, eğer dostsan neşeyle gir içeri; Düşmansan, kötü niyetliysen bu kapıdan uzak dur. Bugün benim, yarın bir diğerinin, aslında hiç kimsenin...”  yazıyor. Bahçesinde ise yine tarihi çift taraflı Rum çeşmesi yer alıyor.

 

 

Kapadokyada kış güneşi



Otelin tümüne lüks ve Kapadokya'nın kendine has atmosferi hakim. Dokusu bozulmamış taş odaların içindeki Türk hamamı, özenle işlenmiş ipek tekstil ürünleri, tonoz tavanlı restorandaki lezzetler, lüks SPA ve geniş bahçesi Kapadokya'da olmanın keyfini ikiye katlayacak nitelikte. Sabah kahvaltınızı mağaraların arasındaki bahçede yaptık, akşam ise yıldızların altında romantik bir akşam geçirmeyi geçirmeyi ihmal etmedik.
 

Kapadokyada kış güneşi


 

 

Kapadokya'da nereleri gezsek?

Kapadokya bir kaç günde gezilerek bitecek bir bölge değil. Defalarca gelsem yine onlarca gezilecek yer bulabilirim burada. Araba kiralamak yerine hem havalimanı transferimiz hem de bölge turumuzu kapsayan Pupa Turizm'e ait özel bir tur tercih ettik. Özel bir tur olduğu için hem transfer saatleri hem de turun gidişatı tümüyle bize göre şekillendi. Sabah dilediğimiz saatte başladığımız gezide, bizim görmek istediğimiz noktalar ve bu noktalarda geçirmek istediğimiz vakitler tamamen bizim isteğimiz doğrultusunda oldu. Rehberimiz Aykut Babadoğan bizi hem bölge hakkında çok güzel bilgilendirdi hem de bir rehberden çok arkadaşımızla geziyormuşcasına bir gezi organizasyonu tasarladı. Tüm gün süren gezimizde kalabalık tur gruplarından uzak kalabilmek bölgenin atmosferini hissedebilmek için de çok yerinde oldu. Tüm gün süren gezimiz Devrent Vadisi ile başladı. Vadideki her bir peribacası sanki bir zamanlar canlıymış da bir kayaya dönüşmüş gibilerdi. Dünyada ‘Hayal Vadisi (Imaginary Valley)’ ya da kayalarının gün batımında aldığı renkten dolayı ‘Pembe Vadi’ olarak anılan Devrent Vadisi hayalgücü ve doğanın birlikteliğini çok güzel yansıtıyor.
 

Kapadokyada kış güneşi



Ardından kendimizi bir anda ''Mars'a mı geldik acaba'' diye düşündüren Rahipler Vadisi de denilen Paşabağı Vadisi'nde bulduk. Burada Kapadokya’nın en büyük ve ikonik peri bacalarını görmek mümkün. Bu vadide upuzun zaman geçirip, tek tek konik gövdeli, mantar şapkalı peri bacaları hakkında konuştuk. Hangi kayalar 5 bin yıl sonra bir peri bacasına dönüşecek artık bunun bilgisiyle doluyuz. Kayaların alt kısmında akarsular tarfından oluşturulan aşınmalar,gelecek 5 bin yıl sonrası için size hayal kurdurabiliyor. Ve Kapadokya'nın en özel doğasına sahip Göreme Açık Hava Müzesi'ne çok fazla kalabalık olmadan yetişiyoruz. Burada sizi çok güzel bir enerji sarıp sarmalıyor. Bu enerjiyi Göreme'nin bir eğitim ve düşüce merkezi oluşuna bağlıyorum.Göreme Açık Hava Müzesi'nin temeli M.S. 4.yüzyılda Aziz Basileus tarafından atılmış ve M.S.13.yüzyıla kadar yoğun bir şekilde dini eğitim ve düşünme merkezi olarak faaliyet göstermiş. Arazinin engebeli yapısından dolayı iyi gizlenmiş  pek çok kilise, şapel, yemekhane, mutfak ve oturma alanlarını bulunuyor. Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Azize Katherina Şapeli, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise bunlardan bazıları.
 

Kapadokyada kış güneşi


 

 

Kapadokya yeraltı şehirleri diyarı aynı zamanda. Henüz 36 tanesini biliniyor olsa da bölgede 150 – 200 tane daha yeraltı şehri varmış.  Yiyecek deopolamak ve saldırlar sırasında sığınmak için inşa edilmişler. Daha önce Derinkuyu Yer altı Şehrini gezmiştim. Bu kez ÖzKaynak yeraltı şehirni gezdik. 4 katlı olan Özkonak Yeraltı Şehri dairesel şekilde inşa edildiği için katlar arası mesafe hissedilmiyor. En alt katta bile hava sirkülayonu mevcut. İlk katta ahırlar diğer katlarda ise yaşam odaları, şaraphane, kiler ve mutfak gibi alanlar var. MÖ 400'lü yıllara ve Hititlere dayandığı bilinen yer altı şehrinin giriş ve çıkışı arasındaki mesafe tam 10 km.

Kapadokya'nın güvecinleri

Kapadokya'da atlar kadar bir diğer önemli canlı Güvercinler. Kapadokyalılar için 9. yüzyıldan bu yana her dönem güvercinler çok önemli olmuş. Halk vadilere oyulmuş olan ve güvercinlik denilen yuvalarda kuşları besliyor ve bu yuvalardan topladıkları gübreleri bağlarında kullanıyormuş. Eskiden bölgede yaşayan Hristiyanlar ise bu kuşların yumurtalarını toplayıp fresk adını verdikleri kilise resimlerinin alçılarında kullanıyorlarmış. Kapadokya’da bir mekana veya bir köy kahvesine mutlaka bir güvercin hikayesi ile tanışmak mümkün.   Güvercinlik Vadisi'ndeki peribacaları arasında kanat çırpan güvercinleri beslemeye gitmeden olmazdı elbette. Uçhisar Kalesi'nin de göründüğü enfes bir seyir keyfi veren bu vadide günü batırmak keyifli oluyor. Bisikletli gezginler için bu vadiyi keşfetmek en güzel aktvitelerden biriymiş.
 

Kapadokyada kış güneşi


 

 

Sonuçta Güzel Atlar Diyarı

Kapadokya adı Pers dilindeki Katpatuka’dan kelimesinden türetilmiş.  Güzel Atlar Diyarı 'iyi koşan cins atlar bölgesi' anlamına geliyormuş. Biz de  hem vadileri daha iyi keşfedelim hem de bu güzel atlarla tanışalım istedik ve bölgenin en büyük çiftliklerinden Moonlight Horse Ranch'ın  iki buçuk saat süren at turuna katıldık. Ne yalan söyleyeyim ilk kez ata biniyorum ve bu kadar keyif alacağımı düşünmemiştim. Çiftliğin sahibi Rahmi bey tam bir at aşığı. Tur boyunca at biniciliği konusunda uzman rehberiniz ile atlar ve binicilik ve bölge hakkında sohbet ettik. Yolun bir kısmı ise benim için bu güzel coğrafyayı bu özel canlı ile gezdiğim bir meditasyon gibiydi. Rotasında Kılıçlar Vadisi, Gül Vadisi, Kızlar Manastırı, Çavuşin Köyü ve Aşk Vadisi olan tur boyunca neden daha önce bu güzel aktiviteyi denememişim dedim. Oysa bu bölgeyi keşfetmenin en güzel yoluymuş. Kapadokya'ya gelirseniz şimdiden listenizde ekleyin, tur bitiminde bana teşekkür edeceksiniz. Yazın dolunayda gece at turu ve 3 günlük kamp seçenekleri de beni tekrar bu güzel atlar diyarına getirecek gibi.
 

Kapadokyada kış güneşi


 

 

Mustafapaşa Köyü

Popüler Kapadokya rotalarından olmasa da Mustafapaşa Köyü, yüzyıllardır farklı inanç ve uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir köy. Eski adı Sinas olan Mustafapaşa Köyü, 1924’e kadar Türkler ile Ortodoks Rumların bir arada yaşadığı bir Orta Anadolu kasabasymış. Ürgüp'e 5 km mesafedeki Mustafapaşa pek fazla turist akınına uğramadığı için doğal yapısı da çok bozulmamış. 
 

Kapadokyada kış güneşi




Aziz Konstantinos-Eleni Kilisesi, 1840 tarihli Taxiarhes yani Başmelekler Kilisesi, 1601 tarihli Cami-i Kebir,1890’da aslında bir imaret olarak inşa edilen Mehmet Şakir Paşa Medresesi  köy meydanında gördüğümüz tarihi yapılar. Köyün yukarısında ise hem Müslüman hem Hristiyanlarca saygı gören  Aziz Nikolaos Manastırı var. Bu yol üzerine onlarca şapel, kilise ve kayalara oyulmuş pek çok mahzen gördük. Manastıra yaklaşınca karşımıza yamacı pembe renkli peri bacaları çıktı. Oldukça güzel görünen bu kaya oluşumlarının renklerinin pembe olmasının nedeni ise yamaçtaki ısı farkıymış. Bundan 5 bin sene sonra Paşabağı'ndaki peri bacaları gibi olduklarında nasıl güzel görüneceklerini tahmin edebiliyor musunuz?

45
Okunma