Hem anne, hem gezgin!

Çocukla seyahat olur mu? Olursa nasıl olur? Aşağıdaki soru-cevaplar size yardımcı olabilir.

Turizm Kıbrıs/Arzu Gündüzler

Turizm Kıbrıs'ta Kıbrıslı seyahat tutkunlarının hikayelerini paylaştığımız gezgin röportajlarında bu hafta seyahat tutkunu bir öğretim görevlisi olan Munevver Nizam Kahvecisoy'u konuk ediyoruz. Münevver hanım başlangıçta backpacker(sırtçantalı gezgin) olarak çıktığı yolculuklara ailesini de dahil etmiş ve fırsat buldukça küçük kızı ve eşiyle ülke ülke geziyor.Dilerseniz bu keyifli yol hikayelerini ondan dinleyelim...

Sizi biraz tanıyalım. Kendinizden bahsedermisiniz?

1984 yılında Lefkoşa’da doğdum. Lisans eğitimimi Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimime İngiltere’nin başkenti Londra’da UCL Institute of Education’da devam ettim. Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktayım. Son 12 yıldır, her yaz dünyanın değişik ülkelerine backpacker olarak seyahat etmek bende bağımlılık haline geldi. Kendim gibi gezme tutkunu olan eşimle evlendikten sonra bu tutkum artarak devam etti. 

İlk yurt dışı seyahatiniz nereye oldu? Bu seyahatte yalnızmıydınız?

Benim ilk gezi maceram 1999’da folklör ekibi ile gittiğim Makedonya’da başladı. O festivale katılan diğer ülke insanlarını ve kültürlerini görüp, onları tanıyınca  dünyanın tek bir sayfa kağıt yerine koskocaman bir macera kitabı olduğunu hissettim. 

Üniversite hayatımı tamamlandıktan sonra daha uzun gezilere çıkarak, farklı kültürleri ve coğrafyaları tanımaya ve keşvetmeye başladım. 20 yıldır geziyorum. Backpacker olarak ilk macerama gezgin ruhu ile tanınan Nibel Tektan ile başladım. Bir gezi kitabı ve bir sırt çantası ile çıktığımız Mısır ve Çin gezisi gezgin ruhuma yeni bir boyut getirdi ve bu tutku bende her gittiğim ülkede daha da büyüdü. 2008 yılından itibaren eşim, 2015 yılından itibaren de minik kızımızla birlikte seyahat etmekteyiz. Önceliğimiz doğal güzellikleri olan ve el değmemiş ülkeler. Bunun için daha fazla Asya, Afrika ve Amerika kıtalarına seyahat ediyoruz. Gittikçe kalabalıklaşan bir gezi grubumuz var. Son zamanlarda maceralarımıza arkadaşlarımızı da dahil etmeye başladık. Dünyada görülecek ve gezilecek o kadar çok şey var ki inanın iki göz ve iki ayak bunlara yetmiyor. Çoğaldıkça güzelleşiyor geziler... 

Uzun zamandır seyahat ediyorsunuz kaç ülke gezdiniz şu ana kadar ?

Evet. Sadece gezmiyorum, gezdiğim ülkelere tutkuyla bağlanıyorum. Şu ana kadar 40 tane  birbirinden değişik ve ilginç ülke gezdim diyebilirim. Bunlar, Makedonya, Mısır, Fas, İngiltere, Iskoçya, İrlanda, Kuzey İrlanda, Andora, Fransa, Hollanda, Çekya , Belçika, İspanya, Türkiye, İtalya, Avusturya, Macaristan, Slovenya, Slovakya, Norveç, İsveç, İsviçre, Polonya, Vietnam, Kamboçya, Nepal, Tayland, Çin, Portekiz, Almanya, Küba, Bahamalar, Jamaika, Cayman Adaları, Peru, Bolivya, Ekvador ve buna bağlı Galapagos Adaları, Katar, Sri Lanka.

En sevdiğiniz ve en zorlandığınız ülke neresiydi?

Aslında ziyaret ettiğim tüm ülkeleri çok sevdim. Buna rağmen en sevdiğim ülke Peru ve Küba olmuştur. Özellikle çöl ve yağmur ormanlarının arasında aşırılıklar ülkesi diyebileceğim Peru’da bulunmak daha çok esrarengiz bir rüya görmek gibiydi. Machu Pichu’ya yaptığımız Inca Trail olarak bilinen dört gün üç gecelik, çadır konaklamalı, 4000 metre yükseklikte, bulutlarla nerdeyse ayni hizada olan yürüyüşümüzün heycanını şu an bile içimde hissedebiliyorum. Bu yolun sonunda karşımıza çıkan kayıp şehir yaşadığımız en güzel deneyimdi. Bununla birlikte 40 gün süren Güney Amerika gezimizde Peru’nun neredeyse gezilmedik yerini bırakmadık. Çölün ortasında bulunan Huacachina Vahası’nda kum sörfü yapmak, Nazca çizgilerini havadan izlemek, İnka medeniyetinin eşsiz mimari yapılarına dokunmak, Manu Natural Parkı’nda Amazon Nehri’nin bir kolunda, medeniyetten tamamen uzak yağmur ormanlarının kokusunu içime çekmek bende derin ve muhteşem güzellikte izler bıraktı. Charles Darwin’in evrim teorisine ulaştığı volkanik adalardan oluşan Galapagos’da yüz yaşındaki kaplumbağaları sevmek, yüzlerce çeşit deniz canlısı ile snorkel yapmak unutulmaz bir deneyimdi.

   Sanırım en çok zorlandığım ülke Jamaika ve Nepal oldu. Jamaika daha çok gitmeden önce duyduğumuz ve okuduğumuz güvenlik problemlerinden dolayı bizde tedirginlik yarattı. Özellikle suçların yoğun olduğunu okuduğumuz başkent Kingston ve diğer noktaları gezerken biraz zorlandık. Sonuç olarak oraya gidince herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık ve bunun biraz abartıldığını anladık. ‘Keşke daha çok zamanımız olsaydı’ dedik. Jamaika doğası, kültürü ve mutfağı ile eşsiz bir ülke diyebilirim. Bununla birlikte Nepal diğer en çok zorlandığım ülke oldu. Özellikle  2015 yılında meydana gelen deprem yüzünden bozulan yol altyapısı ile muson mevsiminde Himalaya Dağları’nda yaptığımız Anapurna Base Camp yürüyüşü aralıksız yağmur ve sülükler dolayısı ile bizi epey bir zorladı.

Kızımız ile gezdiğimiz ve en sevdiğimiz ülkeler Almanya ve Sri Lanka oldu. Özellikle Almanya’da bulunan Kara Ormanlar’da geçirdiğimiz gezi müddetince yaptığımız orman yürüyüşleri ile küçük kasaba ziyaretleri bizim ve kızımız için son derece güzel bir eğlence oldu. Sri Lanka eşsiz güzelliklere sahip bir ada olmasına rağmen muson yağmurları ve toplu taşıma araçlarının konforsuz oluşu bizi biraz zorladı diyebilirim. 

Bütçe Planlamasını Nasıl Yapıyorsunuz? Ucuz Gezi İçin Nelere Dikkat edersiniz?

         Bütçe planına tatilden geldikten hemen sonra diğer tatil için para biriktirerek başlıyoruz. İnternet veya basılı yayınlar üzerinden gitmek istediğimiz ülkeye ait en doğal ve en bakir bölgelerdeki fiyatları inceliyoruz. Gittiğim ülkelerde yerel halkın arasına karışarak onların yaşamını deneyimliyorum. Onların yemek yediği restorantlarda yemek, kullandıkları toplu taşımalar ile seyahat etmek, yerel marketlerden alışveriş yapmak harcamalarımızı yarı yarıya düşürüyor. Aslında bunu çok severek yapıyoruz. Tayland’ın kuzeyinde bulunan bir köy evinde $1.5’a yediğimiz öğle yemeğinin tadı halen damağımda... Bunun yanında hemen hemen gittiğimiz her gezide home-stay yapıyoruz. Kalınacak yerlere mümkün olduğu kadar az para harcıyoruz. Temizlik ve güvenlik bizim tek kriterimiz. Bazen kaldığımız yerlerin mutfağı oluyor. Marketten aldıklarımızla karnımızı doyuruyoruz. Bunun yanında şehir dışı hosteller ucuz olduğundan ve araç kiralama fiyatlarının da bazen çok düşük olmasından dolayı özellikle kızımız doğduktan sonra Avrupa’da bir kaç tatildir bu alternatifler ile geziyoruz. 

       Uçak biletlerini mümkün oldukça hemen hergün bazı ucuz uçak bileti sağlayan siteler üzerinden kontrol ediyoruz. Uçuş yapan tüm uçak firmalarının fiyatını burada karşılaştırabiliyoruz. En düşük fiyat seviyesine geldiğini belirlediğimiz an biletimizi alıyoruz. Bazen bilet fiyatları özellikle uçuşa kısa bir süre kala düşebiliyor.

      Herhangi bir turizm ajentesi ile bir ayarlama kesinlikle yapmıyorum. İlle rehbere ihtiyaç varsa yerel rehberler ile kendim yazışıp ayarlama yapıyorum. Gezimize çıkmadan önce internet üzerinden birçok araştırma yapıp rotamızı belirliyoruz ancak sadece kalacağımız ilk iki geceyi önceden ayarlayıp yola çıkıyoruz. Sonrası hep spontane gelişiyor. Bu maliyeti düşürüyor çünkü gittiğimiz yerlerde birçok gezgin ile tanışıp onların tavsiyelerini de değerlendiriyoruz. Ayrıca gezginlerin kullandığı online platformları sıkça kullanıyorum. Trip Advisor ve Lonely Planet bana çok yardımcı oluyor. Özellikle Lonely Planet - Thorn Tree bizim gibi uygun fıyata gezenler için çok faydalı sohbetler, tavsiyeler ve yorumlar içeriyor. Burada yapılan paylaşımları mutlaka okuyorum. Çoğu zaman kafama takılan sorulara cevap bulmak için ben de paylaşımlar yapıyorum  ve aldığım cevapları değerlendiriyorum. Yerel rehberlere tavsiye üzerine genellikle bu site aracılığı ile ulaşıyorum. 

Seyahate Hazırlanırken çocuk için nelere dikkat edersiniz?

Öncelikle gideceğimiz ülkenin sağlık yönünden herhangi bir sıkıntısı olup olmadığına bakarız. Eğer herhangi bir aşı yaptırılması tavsiye edilmişse mutlaka doktorumuzla görüşüp aşıyı yaptırıyoruz. Bu durum bizim için de geçerili. Özellikle bir çok ülkenin sağlık bakanlıkları bu konu ile ilgili bilgileri internet ortamından paylaşmaktadır. 

Daha sonra orada geçirmesi muhtemel olabilecek rahatsızlıklara karşı doktromuzun tavsiye ettiği ilaçları alıp güvenli bir şekilde paketliyoruz. Ayrıca küçük bir ilkyardım seti ve antiseptik mutlaka yanımızda taşıyoruz. 

Bulunacağımız ülkedeki olası mevsimsel değişiklikleri gözönünde tutup ona göre kıyafet alıyoruz. Ayrıca beklenmeyen herhangi bir durum için de fazladan kıyafet alıyoruz. 

Uzun yolculuklar çocuklar için sıkıcı olduğundan kızımı meşgul tutabilecek şeyleri mutlaka yanıma alırım. Bunları hep yaşına ve ilgi alanına göre belirlemişimdir. Tatil süresince gerek araç içinde gerekse arabasında sıkıldığında bunlarla vakit geçirmesini sağlıyorum. 

Özellikle baston tipi bebek arabasının üzerine yağmurluk, şemsiye, güneş kremi, şapka, sinek savar mutlaka sırt çantalarımızda yerini alıyor. Ayrıca küçük bir el çantası içerisine hazırladığım sağlıklı atıştırmalıklar bir çok defa bizi rahatlattı. Bunların gerek buradan gerekse gittiğimiz ülkede bulunan marketlerden alıyorum. 

Su son derece önemli. Çelik su termosunu mutlaka yanımıza alıp, marketten aldığımız suyu içerisine döküp öyle kullanıyoruz. Aldığımız meyveleri market suyu ile yıkayıp tüketiyoruz. Dişleri de market suyunu kullanarak fırçalıyoruz. 

Gittiğiniz ülkelerde yemek kültürü sizi zorluyor mu? Özellikle çocuk için uygun yiyecek bulmak sorun oluyor mu?

Aslında gittiğim hiçbir ülkede yemek konusunda sıkıntı yaşamadım. Bu değişik tatları denemeyi çok sevdiğimden de olabilir. Her ülkenin mutfağında en lezzetli yiyecekleri tattım diyebilirim. Özellikle uzak doğu mutfağına aşık bir gezgin olarak herşeyi denemeye özen gösterdim. Bazen sokak yemekleri o kadar lezzetli oluyor ki restorantları hiç aratmıyor. Ancak çocuğa kesinlikle hijyen açısından emin olmadığımız yerden bişey yedirmiyoruz. Dürüst olmak gerekirse Sri Lanka bizi çocuk için yemek bulma açısından biraz zorladı. Yemekler oldukca baharatlıydı. Böyle durumlarda uzak doğunun leziz meyvelerine sığınıyoruz. Balık tercih etmek de çoğu zaman bizi kurtardı.   

Çocuk için Avrupa’da herhangi bir yemek sıkıntısı yaşamak mümkün değil. Eğer Fast Food beslenmesini istemiyorsanız uygun fiyatlı ve sağlıklı yemek bulmanız gayet mümkün. Aslında bu diğer ülkeler için de geçerli. Hemen hemen her ülkede tanıdık ve bildik yemekler bulmak mümkün. 

Çocukla konforlu ve eğlenceli bir seyahat için annelere vereceğiniz tavsiyeler neler?

      Çocuklar herzaman bizden daha meraklı. Özellikle yeni ve tanımadıkları bir yerde bulunduklarında daha da ilgili olabiliyorlar. Yeni bir bitki, bir hayvan veya hiç görmedikleri bir taşıt bile ilgilerini çekiyor. Çok soru sorabiliyorlar. Bu sorulara sabırla ve dürüst bir şekilde cevap vermek çok önemli. Tehlike oluşturmayacak şekilde meraklarını mutlaka keşif yaparak gidersinler. Farklı ortamlarda farklı insanlar ile tanışmak onlara da iyi gelir. Özellikle sosyal becerilerini geliştirmek için o ortamlarda bulunan diğer çocuklarla arkadaşlık kursunlar. Kendilerinden ten, dil, kültür, yaşam tarzı olarak farklı çocukları benimsemeleri, onlar ile iletişim kurmaları ve onları kucaklamaları kişisel gelişimleri için oldukça önemli. Onlarla bol bol oyunlar oynasınlar. Farklı dillerde konuşsalar da çok iyi anlaşabileceklerini kendi kızımla deneyimledim.   

Şehirler yerine park ve doğal alanları  tercih etmek onlara hep iyi geliyor. Diğer canlıları hayvanat bahçeleri yerine doğal ortamlarında görebilecekleri doğal parklara gitsinler. Ben gezdiğimiz çoğu yeri kızım için bir masala çeviriyorum, biz karakterlerden biri oluyoruz. Bu masalın sonunu hep kızımla birlikte belirliyoruz. Bu onda merak duygusunu, keşvetme, arzusunu arttırıyor ve onun yaşayarak öğrenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca, yıllar geçse de o masallar hiç unutulmuyor.

     

Çocukla seyahate çıkacak bir annenin bavulunda olmazsa olmaz şeyler nelerdir?

Mutlaka doktor tavsiyesi ile alınacak ilaçlar, alerjik durumuna göre dikkat edeceği diğer yan ürünler, sinek kovucu doğal ve bitkisel kremler çantamızda olmalı. Bunlarla birlikte yine sinekler için ilgili bileklikler, sinek veya böcek sokması durumunda kremler mutlaka bavula eklenmeli. Yeteri kadar kıyafet (uzun kaldığımız ve çok yer değiştirdiğimiz için ben kıyafetleri genelde yıkatıyorum), hava her ne kadar sıcak olsa da mutlaka  bir kaç parça uzun kollu (havanın aniden soğuması veya sineklerin yoğun olabileceği yerler için vs.), hafif ve sıcak tutabilecek battaniye, baston tipi bebek arabası, bebek arabası için yağmurluk, şemsiye, su termosu (dış ortamdan etkilenmeyen bir ürün), bebek ise hazır mama ve organik atıştırmalıklar, biberon gibi şeyler mutlaka olmalıdır. Ancak her anne ve çocuğa göre bu liste değişebiliyor. Son olarak çocuğun keyifli zaman geçireceği, yaşına uygun, kolay taşınan etkinlik, boyama ve/veya hikaye kitaplarını ve/veya oyuncakları mutlaka yanımıza almalıyız. 

Seyahat tutkunu ailelere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

CESARET... Çocuklarımız her zaman önceliğimiz ancak biz ebebeyinler de önemli bireyleriz. Biz de bu hayata bir kez geliyoruz ve hayat tahminimizden daha kısa. Zaten deniz, kum, sahil olarak mükemmel bir adada yaşıyoruz. Bir de tatil için bir oteli tercih etmek çocuklarımızın dünyasını daraltıyor. Çocuklarımızın vizyonunu genişletmek ve onlarda merak duygusunu tetiklemek çok önemli. Zaten bu gezi rutinine alışıyorlar ve artık onlar bizden talep eder duruma geliyorlar. İnanın gezmenin maddi boyutu lüks otel tatili maliyetinden çok farklı değil. Her ne kadar çocukla seyahat etmek zor gibi görünse de yola çıktığınızda herşeyin düşündüğünüz kadar zor olmadığını göreceksiniz. Bazı zorluklar ile karşı karşıya kalmanız mümkündür. Ancak çocuk ile yapılan tatil sizi ne kadar zorlasa da eve unutulmaz anılarla döneceğinizi sakın unutmayın. Ayrıca çocuğunuzla geçirdiğiniz bu seyahat dönemleri sizi birbirinize daha çok yaklaştıracaktır. Yoğun iş temposu içinde yaşayan bizler, bir aile olarak en kaliteli zamanı eminim tatilimizde geçiriyoruz. Özellikle çocukların farklı coğrafyalarda yaşadıkları bu tecrübe ile hem aile bir birine daha güzel kenetlenir hem de çocuklar önlerinde muhteşem güzellikte, her çocuk için yeniden keşefedilmeyi bekleyen eşsiz bir dünya olduğunu anlar. Son olarak sözümü ünlü düşünür Saint Augustine’in ünlü sözü ile bitirmek istiyorum; ‘the world is a book, and those who do not travel read only a page’. ‘Dünya bir kitaptır; seyahat etmeyenler yalnızca bir sayfasını okur’.  


Münevver Nizam Kahvecisoy'un blogunu takip etmek için tıklayınız

http://gezmekicindoganlar.blogspot.com/

İNSTAGRAM:https://www.instagram.com/munevver.nizam/

1.3b
Okunma