Enerjik, kalabalık, karmaşık Hong Kong

Değişik bir şehir Hong Kong. Gökdelenleri, üzerinde ne yazdığını okuyamadığınız neon tabelaları, kalabalık sokaklarıyla dünyanın başka kentlerine benzemeyen bir enerjisi var. Küçük ama sayısız sürprizle dolu Hong Kong ziyaretçilerine heyecan vaat ediyor

10 saatlik uçuşun ardından Hong Kong'tayız. Ziyaretimizin sebebi dünyanın en zor yelken yarışı olarak gösterilen Volvo Ocean Race. 10 saatlik bir uçak yolculuğunun ardından bu kendi küçük ekonomisi büyük ülkeye varıyoruz. Hong Kong Türkiye'den beş saat ileride. Hong Kong Çin'in güney kıyısında bulunan bir ada ülkesi. 1997'ye kadar İngiltere'ye bağlı olan adalar grubu bu tarihten itibaren Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı özel yönetim bölgesi haline gelmiş. Hong Kong'un kelime anlamı güzel kokulu liman. Bugün bu kokulardan eser yok elbette. O kadar küçük bir ülke ki Hong Kong yüzde 95'i gökdelenlerden oluşuyor. Bu yapıların birbirleriyle olan mesafesi ortalama 20 metre. Öyle ki Çinli çocuklara anneleri televizyon izlemeyi yasaklayınca çocuklar "Nasıl olsa komşununkini izlerim" deyip cezayı dert etmiyorlar. Hong Kong ticaretin en gelişmiş olduğu ülkelerden biri. Burada sadece dört ürün dışında hiçbir maddeden vergi alınmıyor. Bunlar alkollü içkiler, tütün mamülleri, hidrokarbon yağı ve metil alkol. Burası 230 adadan oluşan bir kapitalizm merkezi. Alışveriş merkezleri birbirlerine köprülerle bağlanıyor. İnsanlar ellerinde valizleriyle alışverişe çıkıyor. Aldıkları birbirinden pahalı ürünleri bu valizlere yerleştirerek sokaklarda dolanıyor.



KENTİN EN YÜKSEK NOKTASI
Hong Kong'da görülmesi gereken yerlerin başında efsanevi manzaraya sahip Victoria Peak geliyor. İlk gün Admiralty bölgesindeki otelimizden çıkıp tramvayla Victoria Peak'e tırmanmaya gidiyoruz. Burası Hong Kong adasının ne yüksek noktası. 552 metrelik bu noktaya nostaljik tramvayla çıkılıyor. Öyle dik bir rota ki çoğu yerde sanki geriye düşecek gibi hissediyorsunuz. Vardığımız noktada tüm Hong Kong ayaklarımızın altında. Hediyelik eşya, giyim ve aksesuvar dükkanlarıyla öne çıkan Hong Kong'un en ünlü pazarı Stanley Market'te alışveriş turu ile şehri keşfetmeye başlayabilirsiniz. Hong Kong'a kadar gelmişken Çinliler'in öğle yemekleri ve pazar kahvaltılarının vazgeçilmezi 'dim sum' yemeden dönmemelisiniz. Dim sum mantıyı andırıyor. Şehrin içinde çok sayıda dim sum yapan yer var. Çinliler yeşim taşının kötülüğü kovduğuna inanıyor, ayrıca belirli şekillerde biçimlendirildiği zaman serveti (geyik), şansı (kaplan) ve gücü (ejderha) temsil ettiğine de inanıyorlar. Kentte sadece yeşim taşından hediyelik eşyalar satan bir de pazar var. Ancak dikkat etmeniz gereken şey bu taşların gerçek olup olmadığı. Çoğu yerde mermerleri yeşile boyayıp satıyorlar. Eğer pazar gezmekten hoşlanıyorsanız size önerimiz çiçek ve kuş pazarı. Burada rengarenk orkideleri ve yaklaşan Çin yeni yılı için hazırlanan birbirinden güzel süsleri görüyoruz. Kuş pazarında en dikkatimizi çeken nokta canlı yemler ve ince işçilik eseri kafesler oldu. Bu pazarın hemen yanı başında bulunan parkın bir özelliği var. Hong Kong'lular buraya evlerinde besledikleri kuşları getiriyor, kuşlar da böylece diğer kuşlarla sohbet etme fırsatı yakalıyor. Ardından yolumuzu etkileyici Wong Tai Sin Tapınağı'na düşürüyoruz. Burası kırmızı sütunları ve altın tavanı ile geleneksel Çin mimarisinin parlayan bir örneği olan ve iyi niyetiyle ölümsüzlüğü kazanan bir çoban olan Wong Tai Sin'e ithaf edilen bir tapınak.

250 BASAMAKLA ULAŞILIYOR
Bir rivayete göre Hong Kong'a gelip de Büyük Buddha heykelini görmeden dönülürse rüyalarınıza girermiş, biz de bu anlamlı ziyareti yapmadan dönmedik. Yalnız bu heykele ulaşmak için 250'yi aşkın basamak çıkmak gerekiyor, dolayısıyla rahat spor ayakkabı giymek şart. Turumuz Lantau Adası'ndaki Tung Chung kasabasına otobüs yolculuğu ile başlıyor. Tung Chung'dan teleferikle yaklaşık 25 dakikada, 520 metre yükseklikte ve muhteşem manzarası olan Ngong Ping köyüne varıyoruz. Büyük Buddha heykelini ve bu heykelin hemen yanında üç rahip tarafından 1920'de açılmış olan Po Lin Manastır'ı ziyaret ediyoruz.

KIRAN KIRANA BİR MÜCADELE
Tüm dünyayı saran, gerçekleştirildiği şehirlere renk katan, heyecan getiren Volvo Ocean Race'in dördüncü etabı Hong Kong'daydı. Biz de hem koyiçi yarışına tanıklık etmek hem de sporcularla tanışmak için yarış köyüne gittik. İlki 1973 yılında gerçekleştirilen ve bugüne kadar toplam 12 yarışa ev sahipliği yapan Volvo Ocean Race'in 2017-18 sezonu için ekiplerin serüveni 14 Ekim 2017 tarihinde Alicante'de başladı. Volvo Ocean Race, 2 Ocak 2018 tarihinde başlayan Melbourne-Hong Kong etabıyla bütün hızıyla devam etti. Ekipler 19 Ocak itibariyle Hong Kong'a vardı. Önce geçtiğimiz Volvo Ocean Race'te üçüncü olan Dong Feng teknesini ziyaret ettik. Sporcuların dokuz ay boyunca yaşadığı, yediği, uyuduğu yerleri görmek çok etkileyici bir deneyimdi. Ardından RIB Boat'larla liman içi yarışı izlemek için yola çıktık. Su geçirmez kıyafetleri giyip can yeleklerini taktık. Yarış liman gibi korunaklı bir yerde olmasına rağmen kıyasıya bir rekabete şahit olduk. Yarışta AkzoNobel takımı birinci olurken, Dongfeng Race Team ise Port Serileri liderliğini kaptı. Yarış esnasındaki rüzgâr 6-10 knottu ve yarış pistinde akan gelgit yarışçıların zor anlar yaşamasına sebep oldu. Dongfeng takımı bu yarışı ikinci sırada bitirirken, Brunel ise üçüncü oldu. Cumartesi günkü yarışta dördüncü sırada ise Hong Kong'a lider olarak giren MAPFRE vardı. Hong Kong limaniçi yarışın başlangıcında Sun Hung Kai/Scallywag harika bir başlangıç yapmıştı, ancak ilerleyen anlarda geride kalarak yarışı beşinci olarak bitirebildi.

266
Okunma