Denizle her daim aşk tazeleyen şehir Venedik

Venedik dünyanın en çekici şehirlerinden biri ve yaklaşık 600 yıl önce bir lagünün yakınında inşa edilen bu şehir dünyanın en popüler turistik yerlerinden.

Venedik şehrine ilk defa gelen turistler hep aynı soruyu sorarlar birbirlerine, hatta fısıldaşmalarını bile duyarsınız nasıl kazıklar üzerinde duruyor bu şehir diye…

Venedik şehri, akarsuların taşıdığı alüvyonların birikmesiyle oluşan adacıklar üzerine kurulu. Şehirdeki yapılar ise ağaç kazıklar üzerine inşa edilmiş. Ağaç kazıklar binaların taşıma gücünü sağlamak amacıyla lagünün alt katmanı olan ‘Caranto’ dediğimiz sıkışmış kil tabakasına ulaşacak şekilde yaklaşık sekiz metre kadar çakılıp ve sıkıca birbirine bağlanırmış.

Kanalların köprülü kenti

Venedik’te 400 köprü, 180 kanal bulunuyor. Gün boyunca bu köprülerden defalarca geçebilirsiniz. Şehrin en önemli bölgesi ‘Büyük Kanal’ bölgesi ‘Canale Grande’. Günbatımının kentte en güzel olduğu burada Rialto Köprüsü’nden baktığınız zaman manzara sizi uzaklara götürür. S harfi şeklindeki kanal San Marco Meydanı’nda sonlanıyor. Bu uzunluk 3800 metre. Büyük Kanal şehri ikiye bölüyor ve kanal üzerinde 3 önemli köprü bulunuyor: Scalzi Köprüsü, Rialto Köprüsü, Accademia Köprüsü. Aralardaki bölgelere geçmek istiyorsanız önce gondolları kullanmanız gerekiyor.

Büyük Kanal’da gondolların durağını belirtmek için mavi zemin üzerine beyaz olarak gondolların ön kısmında yer alan Ferro’nun şeklini gösteren levhalar yer alıyor.

 Venedik şehrine iki bölgeden giriş yapabilirsiniz ister istasyon tarafından ister sahil tarafından. Ben sahil tarafını daha çok severim. Quideca Adası’nın kenarından gondollar geçerken sol tarafınızda Santa Maria Della Salute Kilisesi size göz kırpar. Venedik’i saran kara veba sonrası yapılan bir kilise bu. Sahil rotası sizi San Marco’ya götürür, sağ tarafınızda Vivaldilerin kilisesi ‘Pieta’ ve yaşadıkları mahalleyi görürsünüz. Buradaki yan yana oteller kanalın en pahalı otelleri. 
Dükler Sarayı’na gelmeden son köprü öncesi bordo renkli bir bina göreceksiniz. Burası Hotel Danieli. Venedik’teki en eski otellerden biri. Turist filmi burada çekilmiş. Akşam üzeri şehirden ayrılmadan önce lobisinde mutlaka düklerin içkisi ‘Spiritz Aperol’ için.

Akşamüzeri güzel bir kafede oturmak, San Marco Meydanı’nda canlı keman ve piyano eşliğinde Venedik resitallerini dinlemek isterseniz Caffe Florian’a mutlaka uğrayın. 1700’lerden bu yana hizmet veriyor. Dünyanın en eski kafelerinden olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kurucusu Floriano Francesconi. Avusturya işgali sırasında 1800’lerde Venedikli vatanseverler bu kafede oturmuşlar. Balzac, Dickens, Rousseau gibi nice isimleri de ağırlamış Caffe Florian. Eğer San Marco Meydanı’nda başka bir kafede oturmak isterseniz meydanda Lavena Cafe var. Burası ise Franz Liszt gibi müzisyenlerin uğrak yeri olmuş. Limonlu ve kestaneli dondurması meşhur.

En iyi kanal turu

Kanallarda kaybolmadan önce mutlaka gondol turu yapın ama unutmayın ki Grand Canal rotasında yapılan gondol turu en iyisi. Bu bölgeler Hotel Bauer’in oradan başlayıp Rialto Köprüsü doğrultusunda devam ediyor. Yani eski Venedik’in kurulduğu bölgede. Buralarda Casanova’nın, Marco Polo’nun ve daha nice ünlünün yaşadığı evler var. Eğer gondola binmek isterseniz Hard Rock Cafe’nin oradan hareket eden gondol turlarını tercih edin, en iyi rota orası. Müzikli bir tur isterseniz fiyat iki katına çıkıor.

Venedik’te görülmesi gereken yerler

San Marco Meydanı ve San Marco Kilisesi, Dükler Sarayı, Hapishane ve Ahlar Köprüsü, Saat Kulesi, Çan Kulesi, Kütüphane, Darphane binası, Rialto Köprüsü, Murano Burano adaları görülecek yerler arasında.

 

 

143
Okunma