Çözümsüzlük artık engel değildir

Ülkede sosyo-ekonomik planlamalar yapılarak sürüdürülebilir bir ekonomik yapının oluşturulması eskiye oranla artık daha çok mümkündür.

Her şeyin Kıbrıs sorununun çözümüne  endekslendiği koşullar artık geride kalmıştır.

Dünyada değişen koşullar ve güç dengeleri ile birlikte Kıbrıs’a bakış da ister istemez değişmektedir.

Kıbrıs sorununun devam ediyor olması adanın Kuzey tarafına eskisi gibi yatırımcıların ilgisiz kalmasını gerektirmemektedir.

Çözümsüzlük koşulları artık birçok şeye engel değildir.

Zaten pratiğe bakacak olursak yabancı yatırımcıların artan ilgisi rahatlıkla tespit edilebilir.

Durum böyle olunca yatırımın doğru yapılabilmesi, bu yatırımların üretim ve istihdam yaratması hükümetlerin atacağı doğru adımlarla mümkün olur.

Yatırımcıların önünün açılması da öyle…

Bu nedenle hükümetlere değişen dünya koşulları ile birlikte ortaya çıkan yeni durumu doğru değerlendirmek ve politikalarını buna göre oluşturmak düşmektedir.

Bu çerçevede de ülkedeki alt yapı eksikliklerinin süratle giderilmesi şarttır.

Ülkenin en temel sorunlarından biri olan plansızlık ve programsızlık ortadan kaldırılmalı, planlı, hesaplı yeni bir sayfa süratle açılmalıdır.

Bunları yapmak çözüme karşı olmak ya da çözümsüzlük koşullarının devamını sağlamak olarak algılanmamalıdır.

Biz istesek de istemesek de günün sonunda her şey kendi yolunda şekillenecektir.

Bu nedenle bunlar şekillenene kadar, yani çözüm olacaksa onun koşulları oluşana kadar, biz yaşadığımız bu topraklarda yaşam kalitesini yukarıya çekme ve değerlerimizi koruyarak daha iyi koşullarda yaşanabilecek bir ortamla birlikte sürdürülebilir bir ekonomi yaratmak için doğru işler yapmaya başlamalıyız.

Kıbrıs’taki çözümsüzlük koşullarının dışarıdan bakanların tercihlerini eskisi gibi etkilemediği bu ortamda, kendimizi yarın olacakmış gibi bir çözüme hazırlarken, bugünü de en iyi şekilde toplumumuza yaşatmaya odaklamalıyız.

Ve bunun için de ne gerekiyora onu yapmaktan geri durmamalıyız.

Ülkeyi yeniden inşa edecek planlama ve reformları öne çıkarmalıyız.

Bozuk, yozlaşmış, tükenmiş yapıyı kökten değiştirmeliyiz.

Bunun hem bize büyük yararı olacak ve göreceksiniz bir sonraki aşamada müzakereler bir şekilde yeniden başlayacak olursa, oradan kalıcı ve yaşayabilir bir çözümün çıkmasına da…

Yeter ki artık ‘out of box’ düşünmeye, üretmeye ve eyleme geçmeye başlayalım.

Ezberlerimizi unutup yeni şeyler öğrenip, yeni şeyler konuşup, tartışmaya ve kararlar üretip uygulamaya koymaya başlayalım.

Göreceksiniz o zaman herşey çok daha güzel olacak.

 

281
Okunma